Ageism, en basit haliyle “yaş ayrımcılığı” anlamına gelir. Yani bir kişinin yalnızca yaşı nedeniyle önyargıya maruz kalması, küçümsenmesi ya da dışlanmasıdır. Bu ayrımcılık hem yaşlılara hem de gençlere yönelik olabilir; ancak çoğu zaman özellikle ileri yaştaki bireyleri hedef alır.
Bazen bir iş görüşmesinde “Sen artık genç değilsin, bu tempo sana fazla gelir” denir. Bazen de genç bir çalışana “Daha çocuksun, tecrüben yok” diye yaklaşılır. İşte bu tutumların tamamı ageism kapsamına girer. Yargı, sadece yaş üzerinden kurulur ve kişinin bilgi, deneyim ya da karakter özellikleri görmezden gelinir.
Ageism; dilimize, mizaha, günlük kalıplara ve iş hayatına kadar sızmış durumdadır. “Yaşlandın artık”, “Gençlerden hayır gelmez” gibi cümleler basit bir şaka gibi görünse de zamanla kalıcı bir algı oluşturur. Bu da insanların toplumda eşit şekilde yer almasını zorlaştırır.
En sık nerelerde görülür?
-
İş dünyasında: İşe alım, terfi ve görev dağılımlarında
-
Sağlık alanında: Yaşa göre daha az ciddiye alınan şikâyetlerde
-
Sosyal hayatta: Alay, etiketleme, dışlama şeklinde
Neden tehlikeli?
Çünkü ageism; özgüveni zedeler, fırsat eşitliğini bozar ve toplumsal uçurumu büyütür. İnsanların yalnızca yaşı nedeniyle “yetersiz” ya da “değersiz” görülmesine zemin hazırlar.
Unutulmaması gereken
Her insan yaşlanır. Dün “genç” olarak görülen biri, yarın “fazla tecrübeli” etiketiyle karşılaşabilir. Bu yüzden ageism ile mücadele, aslında hepimizin geleceğini korumaktır.
